Maliye Okulu mezunlarının "hukuk" alanında çeşitli gazete ve dergiler ile internet sitelerinde yayımlanan makaleleri.

Mezunlarımızın erişemediğimiz güncel hukuk konularındaki makalelerinden haberdar iseniz, lütfen Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresine bilgi veriniz.
Yazdır
PDF

Uğur SÖKMEN

Maliye Bak. PERGEN Daire Başkanı

 

GÖREVLE İLGİLİ MENFAAT SAĞLAMA SUÇU VE CEZASI

 

ÖZET

Devlet memurlarının, görevleri esnasında veya görevleri dışında, görevlerinden dolayı herhangi bir şekilde kişisel menfaat sağlamaları ve hediye kabul etmeleri Devlet Memurları Kanunu’nda açık bir şekilde yasaklanmıştır.

 

Anahtar Kelimeler: Devlet Memuru, Kamu Görevi, Menfaat, Hediye, Rüşvet, Suç, Ceza

 

1- GİRİŞ 

Genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler devlet memuru sayılmaktadır.

Devlet memuru her durumda tarafsız olmak ve Devletin menfaatlerini korumak zorundadır. Görevini yerine getirirken ayırım yapmaması, kişilerin yararına veya zararına bir davranışta bulunmaması gerekir. Devlet memurunun, görevi sırasındaki eylem, işlem ve kararlarının etkilenmemesi için hediye almaması ve menfaat sağlamaması düşünülmüş ve Devlet Memurları Kanunu’nun 29 ve 30 uncu maddeleriyle hediye alma, menfaat sağlama yasağı düzenlenmiştir.

Devlet memuruna sağlanan kişisel menfaatler, memurun görevi sırasındaki eylemini, işlemini ve kararını etkilemektedir.1

Bu çalışmamızda, görevle ilgili olarak menfaat sağlama suçları ve cezaları ile bu cezaların memuriyete etkisi konusu; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ve bunlara ilişkin yargı kararları doğrultusunda açıklanmaya çalışılacak, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde incelenip değerlendirilecektir.

 

2- KAVRAMLAR

2.1- Memur

 

Devlet hizmetinde aylıkla çalışan resmi görevi olan kimse memurdur.2

Devlet memuru ise, genel idare esaslarına göre asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler devlet memuru sayılmıştır (657 s.K.Md.4/A).

 

2.2- Kamu Görevi

Devletin devlet olarak gerçekleştirmekle zorunlu olduğu ve kamu hukuku kurallarına göre kamu kudretini kullanarak yaptığı etkinliklerdir. Savunma, güvenlik, yargılama gibi.3

 

2.3- Menfaat

Türkçe sözlükte “menfaat” dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, çıkar, yarar olarak tarif edilmiştir. Devlet memuru açısından “menfaat” ise, haksız ve gayrikanunî yollardan elde edilen her türlü eşya, çıkar, değer, para, kıymetli evrak, mal ve gelir olarak tanımlanabilir.4

 

2.4- Hediye

Türkçe sözlükte “hediye” birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, armağan olarak tarif edilmiştir. Devlet memuru açısından “hediye” ise, devlet memurunun tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaat hediye olarak tanımlanmıştır.5

 

2.5- Rüşvet

Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar, rüşvettir.6

Türk Ceza Kanunu’na göre rüşvet ise, bir devlet memurunun, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır (5237 s.K.Md.252).

 

2.6- Suç

Türkçe Sözlükte “suç” törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış, yasalara aykırı davranış, cürüm olarak tarif edilmiştir. Suç: Hukuk kurallarının yasakladığı, yapılması veya yapılmamasına cezai yaptırım bağladığı eylemlerdir. Kısaca, “suç” kanunun cezalandırdığı fiildir.7

 

2.7- Ceza

Türkçe Sözlükte “ceza” uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım: Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım olarak tarif edilmiştir. TCK’ya göre “ceza” suç karşılığında uygulanan yaptırımdır.8

 

3- DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE GÖREVLE İLGİLİ MENFAAT SAĞLAMA SUÇU ve CEZASI

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yasaklar” başlıklı dördüncü bölümünde “Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı” ile “Denetimindeki teşebbüsten menfaat sağlama yasağı” da yer almıştır.

Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır (Md.29).

Devlet memurunun, denetimi altında bulunan veya kendi görevi veya mensup olduğu kurum ile ilgisi olan bir teşebbüsten, doğrudan doğruya veya aracı eliyle her ne ad altında olursa olsun bir menfaat sağlaması yasaktır (Md.30).

Amir, …maiyetindeki memurdan hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz (Md.10).

Devlet Memurları Kanunu’ndaki düzenleme ile9 ;

- Devlet memuru için, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ya da görev dışında da olsa menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmek veya iş sahiplerinden borç istemek ve almak yasaklanmıştır. Görüldüğü üzere, devlet memurunun hediye istemesine kesin bir hükümle yasaklık getirilmiştir.

- Denetimindeki teşebbüsten menfaat sağlamak yasaklanmıştır. Bu madde hükmü de, “her ne ad altında olursa olsun bir menfaat sağlama”dan bahisle, yasaklığın çerçevesini bir hayli geniş çizmiş, menfaat unsurunun bulunduğu her durumu yasaklık kapsamına almıştır. Menfaatin tanımı icabı, yasaklık, dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç ve yararı da içermektedir.

- Amir durumunda olan devlet memuru için, maiyetindeki memurdan menfaat temin etmek, hediyesini kabul etmek ve borç almak yasaklanmıştır.

Görüldüğü gibi mevzuatımızda, devlet memurlarının, görevleri esnasında veya görevleri dışında, görevlerinden dolayı herhangi bir şekilde kişisel menfaat sağlamaları ve hediye kabul etmeleri açık bir şekilde yasaklanmıştır.

Bu yasağa uymayan devlet memurları hakkında uygulanacak yaptırımlar, Devlet Memurları Kanunu’nun yedinci bölümünde yer almıştır.

Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir

(Md.124/2).

Buna göre, hediye alma ve menfaat sağlama yasağına uymayanlar hakkında durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre disiplin cezası verilebilecektir.10

Disiplin amiri; devlet memurunun uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezasından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışını öğrendiği tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramasını önlemek zorundadır.

(Disiplin Amirleri Yönt. Md.19).

Disiplin amirlerinin sorumluluklarının başında, disiplin soruşturmasını başlatmak ve yürütmek gelir. Disiplin hukukunda savunma, isnada ilişkin açıklama niteliğinde olduğundan, böyle bir açıklama, ancak memur hakkındaki isnat belli olduktan sonra yapılabilir. Bu da soruşturmanın açılması ve yapılmasını gerektirir.11

Disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkartılması için soruşturma yapılır.12

Danıştay’ın; “…fiilin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde ilgili memur hakkında soruşturma açılması ve disiplin amirince bağımsız bir soruşturmacı atanarak ayrıntılı bir soruşturma yapılmasının sağlanması, bağımsız bir soruşturmacı atanmadan ve usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilemez…” şeklindeki istikrar kazanan kararları disiplin soruşturması yapılmadan disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olacağı yönündedir.13

Buna göre, disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada; varsa iddia sahipleri ile olayın açıklığa kavuşması için gerekli tanık ve soruşturulanın ifadeleri alınarak, yapılacak araştırma ve inceleme ile soruşturma sonucunda olayın değerlendirilmesi; adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması, olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması, isnat edilen suç konusu eylem, işlem, tutum ve davranışların tek tek bildirilerek savunmasının alınması ve bunlardan sonra yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek, karar verilmesi gerekmektedir.14

Hediye alma ve menfaat sağlama yasağına riayet etmeyenlere verilecek disiplin cezaları ile durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre her bir disiplin cezası uygulanacak fiil ve haller şunlar olabilecektir:15

Uyarma: Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak (Md.125/A-e).

Kınama: Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak (Md.125/B-d).

Aylıktan kesme: Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak (Md.125/C-ı).

Kademe ilerlemesinin durdurulması: Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak (Md.125/D-c).

Devlet memurluğundan çıkarma: Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak (Md.125/E-g).

Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirmekte ise de, olayın oluş biçimine, sağlanan menfaatin cinsine, alınan veya kabul edilen hediyenin türüne göre, uyarma cezasından memuriyetten çıkarma cezasına kadar disiplin cezalarından birisi verilebilecektir.16

 

3.1- Görevi ile İlgili Olarak Her Ne Şekilde Olursa Olsun Çıkar Sağlamak

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasıdır (Md. 125/D).

Devlet Memurları Kanunu’nun 125 inci maddesinin D fıkrasının (c) bendine göre, görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirmektedir. Olayın oluş biçimine, sağlanan menfaatin cinsine, alınan veya kabul edilen hediyenin türüne göre, kademede ilerleme 1 yıl, 2 yıl veya 3 yıl durdurulacaktır.

Yasak olan kuralın ihlali için, bir başka ifade ile suçun oluşumu için; memurun,

- görevle ilgili olarak,

- her ne şekilde olursa olsun,

- menfaat sağlamış bulunması gerekmektedir.

Görevle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun menfaat sağlama ya da menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etme esasen ceza kanunlarına göre soruşturmayı gerektirmekte ise de, idare içinde disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından hediye alma ve menfaat sağlama yasağı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiştir.17

Devlet memuru her durumda tarafsız olmak ve Devletin menfaatlerini korumak zorundadır. Görevini yerine getirirken ayırım yapamaz, kişilerin yararını veya zararına bir davranışta bulunamaz. Görevi sırasındaki eyleminin, işleminin ve kararlarının etkilenmemesi için hediye almaması ve menfaat sağlamaması gerekir. Devlet memuru, her ne şekilde olursa olsun çıkar sağladığı takdirde, bu durum kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir.18

“…İlköğretim okulu müdürünün, mezun öğrencilere diploma verilmesi karşılığında 5’er TL alınması için, müdür yardımcılarına talimatıyla belgesiz olarak diploma parası toplanmasının, görevi ile ilgili olarak çıkar sağlamak fiili subut bulduğundan, eylemin karşılığı olarak verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.” (Danıştay 12.D.’nin 15/5/2005 t. ve E:2002/4325,

K:2005/2510 s.K.)

 

3.2- Disiplin Cezalarının Memuriyet Statüsüne Etkisi

Disiplin cezaları niteliklerine göre; önleyici, cezai nitelikli ve yasaklayıcı olmak üzere üçe ayrılmaktadır:19

Uyarma ve kınama cezaları önleyici disiplin cezalarıdır.20 Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmaktan dolayı verilen uyarma cezasında; memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiği yazı ile bildirilmektedir. Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmaktan dolayı verilen kınama cezasında;

memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğu yazı ile bildirilmektedir.21

Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları cezai nitelikte yani somut sonuçlu disiplin cezalarıdır. Her iki cezanın da maddi yönü bulunmakta ve aylığa etki etmektedir. Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmaktan dolayı verilen aylıktan kesme cezasında; memurun, brüt aylığından 1/30-1/8 arasında kesinti yapılmaktadır.

Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamaktan dolayı verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında; memurun, bulunduğu kademede ilerlemesi 1–3 yıl durdurulmaktadır.

Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademesinde bulunan memurların ise, brüt aylığından 1/4–1/2 arasında kesinti yapılmakta ve tekerrüründe görevlerine son verilmektedir.22

Devlet memurluğundan çıkarma yasaklayıcı disiplin cezasıdır. Memuriyet statüsüne etkisi bulunmaktadır. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmaktan dolayı verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasında, bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmaktadır.23

Ayrıca, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının bazı görevlere atanamamaya etkisi bulunmaktadır. Üst yönetim görevlerine atanacakların bu göreve atanırken cezai nitelikli disiplin cezası almamış olması ve bu görevi yürütürken ise cezai nitelikli disiplin cezası almaması gerekmektedir. Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar (Md.132/4).

 

4- CEZA KANUNLARINA GÖRE GÖREVLE İLGİLİ MENFAAT SAĞLAMA SUÇLARI ve CEZALARI

 

Görevle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun menfaat sağlama ya da menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etme ceza kanunlarına göre soruşturmayı gerektirmektedir.

Ceza kanunlarına göre soruşturma, ceza soruşturmasıdır.

Ceza Soruşturması: Bir suç işlendiğinde, suçun öğrenilmesinden hükmün kesinleşmesine kadar şüpheli veya sanık hakkında yapılacak bütün işlemlerin adli makamlarca yapılması genel kuraldır. Bu erkler ayrılığı ilkesinin de bir gereğidir. Bir başka deyişle, soruşturma ve kovuşturma yetkisi her aşamada yargı makamlarınındır.24

Devlet memurlarının suç işlemesi halinde ceza soruşturması üç şekilde yapılır:25

1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre veya genel hükümlere göre ceza soruşturması,

2) 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göre ceza soruşturması,

3) 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanuna göre ceza soruşturması.

 

4.1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanuna Göre Ceza Soruşturması

Kamu görevlilerinin, diğer kişiler gibi suç işlemesi halinde, adli makamlarca soruşturma ve kovuşturma yapılır ve toplum düzenine aykırı davranışlarda bulunanlar hakkında ceza kanunlarındaki yaptırımlar uygulanır.26

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre bir suç işlendiğinde önce Cumhuriyet savcıları tarafından hazırlık soruşturması yapılır. Bu aşamadan sonra mahkeme önünde yapılan kovuşturmaya geçilir. “Genel Hükümlere Göre Soruşturma” veya “TCK’ya göre ceza soruşturması”, Türk Ceza Kanunu’nda ve diğer ceza hükümlü özel kanunlara göre, işlenmiş veya işlenmesi muhtemel bir suç ile ilgili makul bir şüphenin varlığı halinde, bu suç sayılan eylemler, cürüm ve kabahatler ile ilgili Cumhuriyet Savcıları tarafından yürütülen ve kamu görevlisinin eyleminin kamu davası açılmasını gerektirip gerektirmediğinin tespiti amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan usul ve esaslar çerçevesinde yapılan soruşturmadır.27

TCK’ya göre, ceza soruşturma ve kovuşturma yetkisi adli yargıya aittir.

 

4.2- 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna Göre Ceza Soruşturması

Kamu görevlileri üstlendikleri görevleri yerine getirirken, görevleri sebebiyle bir suç işlediklerinde, bunun soruşturulması aşamasında genel kuraldan ayrılma söz konusu olmaktadır. Ülkemizde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle doğrudan doğruya ceza soruşturma/kovuşturmasına tabi tutulmalarının kamu hizmetinin işleyişinde aksamalara ve kamu otoritesinin saygınlığının zedelenmesine yol açabileceği düşüncesiyle, bu sakıncaları gidermek ve asılsız isnat ve iftiralar karşısında memurlar ve diğer kamu görevlilerini korumak için, bunların görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında adli makamların soruşturma/kovuşturma yapmasından önce idarenin bir inceleme yapmasını ve bu incelemenin sonucuna göre olayın adli makamlara intikal ettirilmesini öngören izin sistemi benimsenmiştir.28

 

4.2.1- Memur Suçlarının Soruşturulması

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması kanunla belirlenen istisnalar dışında idari mercinin iznine bağlıdır (Anayasa, Md.129).

25 Sökmen, U. (2007), “Soruşturma ve Disiplin”, Kamu İdaresi İç Denetçileri Eğitim Programı basılmamış ders notları (Maliye Bakanlığı İç Denetim Koordinasyon Kurulunca düzenlenen İç Denetçiler Eğitim Programı; 1.Dönem, Aralık-2007…11.Dönem, Mayıs-2011), sf.3

Kovuşturma ve yargılama: Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir (657 s. K. Md. 24).

Kamu yönetimini zaafa uğratmadan memurların bu görevleri sebebiyle işledikleri iddia olunan suçlarda yargılama aşamasına geçilmeden yapılacak özel soruşturmanın basit, etkili ve süratli biçimde işlemesini sağlamak amacıyla 04/12/1999 tarihinde 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun, memur ve diğer kamu görevlileri görevleri sebebiyle suç işlediklerinde, Cumhuriyet başsavcılıklarının soruşturma açabilmesi için yetkili mercilerce izin verilmesi sistemini getirmiştir. Bu nedenle, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar söz konusu olduğunda idari merciler soruşturma izni vermekte ve ancak bundan sonra adli makamlar soruşturma ve kovuşturma aşamasına geçebilmektedirler. Kanunun amacı; memurların görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir. Yetkili merci ön inceleme raporu üzerine 30 (+15) gün

içinde karar verir. “İzni Vermek” kararı, yargılanmasına izin vermedir. “İzni Vermemek” kararı, yargılanmasına izin vermemektir.29

 

4.2.2- 5237 sayılı TCK’ya göre Memur ve Diğer Kamu Görevlileri Suçları

Türk Ceza Kanunu’nda, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı işlenen suçlar, ikinci kitap (özel hükümler), dördüncü kısım (millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler), birinci bölümde düzenlenmiştir.30

4483 sayılı Kanunun kapsam maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin “görevleri sebebiyle işledikleri suçlar” hakkında uygulanacağı belirtilmiş ancak, bu görevlilerin görevleri sebebiyle işleyebilecekleri suçların neler olduğu belirtilmemiştir. Başka bir anlatımla, Kanun suçları tek tek belirlememiş, görev sebebiyle işlenen suç ifadesiyle genel bir tanımlama yapılmıştır. Bunun nedeni tüm suçlar ve cezalar Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda memur suçları ile ilgili ayrı bir bölüm bulunmamakla birlikte, birçok maddede suçun görevi gereği kamu görevlisince işlenmesi şeklinde ifade içeren hükümler bulunmaktadır. İşte bu hükümler irdelenmek suretiyle, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işleyebilecekleri suçları tespit etmek mümkün olmaktadır.31

Türk Ceza Kanunu’nda yer alan memur ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri bazı suçlar şunlardır:32

a) Nitelikli dolandırıcılık (Md.158),

b) Mühür bozma (Md. 203),

c) Resmi belgede sahtecilik (Md. 204),

ç) Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (Md. 205),

d) Denetim görevinin ihmali (Md. 251),

e) Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçu: Görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir işi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır (Md. 255),

f) Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması (Md. 256),

g) Görevi kötüye kullanma suçu: (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da

kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) İrtikap suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (Md.257).

ğ) Göreve ilişkin sırrın açıklanması (Md.258),

h) Kamu görevlisinin ticareti (Md.259),

ı) Kamu görevinin terki veya yapılmaması M.260),

i) Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf (Md.261),

j) Gerçeğe aykırı bilirkişilik ve tercümanlık (Md.276),

k) Suçu bildirmeme (Md.278),

l) Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (Md.279),

m) Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi (Md.280),

n) Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (Md.281),

o) 3628 sayılı Kanun kapsamına giren suçları müsteşar, vali ve kaymakamların işlemesi (Md.17).

 

4.3- 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanuna Göre Ceza Soruşturması

Kanunun amacı, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele etmek için; mal bildirimi ile Kanunda belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemektir (Md.1).

3628 sayılı Kanunun 17’nci maddesi uyarınca, bu Kanunda yazılı olan; süresinde mal bildiriminde bulunmama, gizli olan mal bildiriminin içeriği hakkında açıklama yapma, bilgi verme ve yayında bulunma, gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunma, haksız mal edinme, haksız edinilen malı kaçırma veya gizleme suçları ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda sayılan suçlarla, irtikap, rüşvet, ihtilas ve zimmete para geçirme, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlan ile bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmayarak, bu Kanunda öngörülen usule göre soruşturma yapılır.33

 

4.3.1- 3628 sayılı Kanun Kapsamına Giren Suçlar

Bu Kanunda ve Bankacılık Kanunu’nda yazılı suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortağı olmaktan sanık olanlar hakkında müsteşar, vali ve kaymakamlar hariç “4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun” hükümleri uygulanmaz. 3628 sayılı Kanun, Kanun kapsamına giren suçları; bu Kanunda belirlenen suçlar, Bankacılık Kanunu’nda yazılı suçlar ve bazı suçlar olarak üçe ayırmıştır.34

 

4.3.3.1- Bu Kanunda yazılı suçlar şunlardır:35

a) İhtara rağmen süresinde mal bildiriminde bulunmama suçu (Md.6, 10/1).

b) Soruşturma ile ilgili olarak verilen süre zarfında mal bildiriminde bulunmama suçu (Md.10/2,

19/2).

c) Gerçeğe aykırı açıklama suçu (Md.9/1).

d) Gerçeğe aykırı bildirimde bulunma suçu (Md.12).

e) Haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme suçu: Kanuna veya genel ahlaka uygun olmayan mal edinmek veya geliriyle uygun olmayan aşırı harcamalar yapmak, haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme suçunu oluşturmaktadır (Md.13).

f) Muhakkik ve müfettişlerin ihbar ve evrakı tevdi etmemesi suçu (5237 s. TCK, Md.257/2).

g) Bilgi verme zorunluluğuna uymamak suçu (Md.20).

 

4.3.3.2- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda yazılı suçlar şunlardır:36

a) İzinsiz faaliyette bulunmak (Md.150),

b) Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek (Md.151),

c) Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak (Md.152),

d) Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek (Md.153),

e) Belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak (Md.154),

f) Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak (Md.155),

g) İşlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme (Md.156),

h) Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (Md.157),

ı) İtibarın zedelenmesi (Md.158),

i) Sırların açıklanması (Md.159),

j) Zimmet (Md.160),

k) Diğer kanunlara aykırılıklar (Md.161).

 

4.3.3.3- Bazı suçlar şunlardır:37

a) İrtikâp: Güncel Türkçe Sözlükte, irtikap; kötü iş yapma, kötülük etme, yiyicilik, yalan söyleme, hile yapma şeklinde tarif edilmiştir. İrtikâp suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda şu şekilde düzenlenmiştir: Kamu görevlisinin; görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmesi veya görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna etmesi ile işlediği suç irtikap suçunu oluşturur (TCK, Md.250).

b) Rüşvet: Rüşvet suçu, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması ile işlediği suç rüşvet suçunu oluşturur.

Rüşvet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda şu şekilde düzenlenmiştir: (1) Rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. (2) Rüşvet alan veya bu konuda anlaşmaya varan kişinin, yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, birinci fıkraya göre verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (3) Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır. (4) Birinci fıkra hükmü, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukuki ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukuki ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması halinde de uygulanır.

(5) Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idari veya adli bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanı ne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan uluslararası örgütlerin görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticari işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır (TCK, Md.252).

c) İhtilas ve zimmete para geçirme: Güncel Türkçe Sözlükte, ihtilas; aşırma, bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp almadır. Zimmet ise, bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para şeklinde tarif edilmiştir. İhtilas ve zimmete para geçirme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda şu şekilde düzenlenmiştir: Kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesiyle işlediği suç ihtilas ve zimmete para geçirme suçunu oluşturur (TCK, Md. 247).

d) Resmi ihale, alım ve satımlara fesat karıştırma suçu: Kişilerin, kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihalelere ve yapım ihalelerine fesat karıştırması ile işlediği suç bu suçu oluşturur (TCK, Md. 235, 236), (2886 s.K, Md.83), (4734 s.K, Md.60).

e) Görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık: Görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık suçu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda şu şekilde düzenlenmiştir: Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve soruşturmakla görevli kişilerin, ithalatın ve ihracatın kanuni gereği yerine getirilmeden yapılması veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle veya belgede sahtecilik yapılarak veya bu suçların işlenmesine kasten göz yummak suretiyle işlemesi ile işlediği suç görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık suçunu oluşturur (5607 s. K.Md.3,4).

f) Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme: Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda şu şekilde düzenlenmiştir: Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama veya gizli kalması gereken bilgileri açıklama veya devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerinde sadakatsizlik veya yasaklanan bilgileri açıklama, yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama suçu devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlarını oluşturur (TCK, Md. 329, 330, 333, 336, 337).

 

4.4- Adli Yargının Verdiği Cezaların Memuriyete Etkisi

Görevle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun menfaat sağlama ya da menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etme ile ilgili olarak yukarıda belirtilen suçlardan ceza kanunlarına göre yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda adli yargının verdiği cezanın memuriyete etkisi bulunmaktadır. Ceza mahkûmiyetinin sonucu olarak memur olunamamakta veya memuriyet statüsü kaybedilebilmektedir.38

Devlet memuru olabilmek için devlet memurluğuna alınmada genel ve özel şartlar aranır. Devlet memurluğuna alınma şartları 657 sayılı Kanunda belirtilmiştir. Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılacak genel şartlar arasında bulunan 48’inci maddenin A fıkrasının 4 numaralı bendindeki kamu haklarından mahrum bulunmamak ile 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 317’nci maddesiyle değiştirilmiş olan 5 numaralı bendindeki kasten işlenen bir suçtan bir yılın üstünde hapis cezası almamış olmak ve kanunda tek tek sayılan; devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından dolayı mahkûm olmamak şartları aranır. Memur iken, bu genel şartların, memuriyet süresince muhafaza edilmesi, devlet memuru olarak kalabilmek için bu şartların kaybedilmemesi yani memur olma şartını taşıyor olmak gerekmektedir. Bu şartları kaybetme halinde 98’inci maddenin b fıkrasına göre memurluğun sona ermesi söz konusu olmaktadır.39

Kamu hakları herkes tarafından kullanılan devredilmez haklardır. Bu hakların en önemlisi seçme ve seçilme hakkı ve çalışma özgürlüğüdür. Ancak, memur olmak isteyen kimsenin, seçme ve seçilme hakkından veya memur olmasını engelleyen mahkûmiyetinin bulunmaması koşuldur. Bu haklar ancak kanunla kısıtlanabilir. Böylece kamu hakları kanunla kısıtlanmış olan kimse devlet memuru olamaz.40

Devlet Memurları Kanunu’na göre, devlet memuru olabilme genel şartları arasında yer alan “Kamu haklarından mahrum bulunmamak” (Md. 48/A-4) şartı, Kanunun ilk metninde yer alan ve değiştirilmeyen bentlerinden birisidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma” başlıklı 53 üncü maddesinde; güvenlik tedbirleri yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre kişi hakkında, kamu görevlisi sıfatıyla haiz olduğu hak ve yetkileri kötüye kullanarak işlenen suçlar (zimmet, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma suçu vb.) dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde güvenlik tedbirlerine hükmedilecektir. Söz konusu maddeye göre; birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılan kimse, hak yoksunluğu süresince devlet memuru olamaz ve devlet memurluğu yapamaz.41

Devlet memuru iken memurluk görevine son verilmeyi gerektirmeyen yani devlet memuru olma şartını kaybettirmeyen hürriyeti bağlayıcı bir ceza nedeniyle mahkûm olan ve bu mahkûmiyete bağlı olarak belli hakları kullanmaktan yasaklanan, söz konusu mahkûmiyeti nedeniyle memuriyeti sona ermeyen ancak mahkûm olduğu için memurluk yapamayan ve memurlukları askıya alınan kimseler, hak yoksunlukları sona ererek yasaklanan haklarını yeniden kazanmaları durumunda, memuriyete iade edilirler.42

Memuriyete alınmaya kesin engel olan ve memuriyet statüsünün kaybedilmesine neden olan mahkûmiyetler bakımından süresiz hak yoksunluğu söz konusudur. Haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanlar bakımından herhangi bir şartsızlık söz konusu olmayacaktır.43

Memuriyet göreviyle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun menfaat sağlayarak ya da menfaat sağlama amacı ile hediye kabul ederek devlet memurlarının devlet görevlisi sıfatıyla haiz olduğu hak ve yetkileri kötüye kullanarak işledikleri rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma vb. gibi yukarıda belirtilen suçları dolayısıyla ceza kanunlarına göre yapılan soruşturma ve kovuşturmanın sonucunda adli yargının verdiği cezanın memuriyete etkisi bulunmaktadır. Bu etki memuriyet statüsünün kaybedilmesi olacaktır.44

 

5- SONUÇ

Devlet memuruna sağlanan kişisel menfaatler, memurun görevi sırasındaki eylemini, işlemini ve kararını etkilemektedir.

Bu çalışmamızda, görevle ilgili olarak menfaat sağlama suçları ve cezaları ile bu cezaların memuriyete etkisi konusu; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ve bunlara ilişkin yargı kararları doğrultusunda açıklanmaya çalışılmış, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde incelenip değerlendirilmiştir.

Memuriyet göreviyle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun menfaat sağlayarak ya da menfaat sağlama amacı ile haiz olduğu hak ve yetkileri kötüye kullanarak işledikleri rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma vb. gibi yukarıda belirtilen suçları dolayısıyla ceza kanunlarına göre yapılan soruşturma ve kovuşturmanın sonucunda adli yargının verdiği cezanın memuriyete etkisi olacağı gibi Devlet Memurları Kanunu’na göre verilecek cezanın üst görevlere yükselememeye ve memuriyet statüsünün kaybedilmesine etkisi bulunmaktadır.

 

1 Sökmen, U. “Devlet Memuruna Hediye Rüşvet(mi)dir?”, Maliye Dergisi, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Temmuz-Aralık 2011, Ankara, sf. 232

2 Sökmen, U. “Kamu İdaresinde Soruşturma Kovuşturma”, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Yayın No:2009/400, Ankara, sf.29

3 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf.29

4 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 232

5 Sökmen, U. (2010), “Açıklamalı-İçtihatlı-Örnekli Kamu Hizmetçilerinin Mal Beyanı”, Ankara, sf.233

6 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf.137

7 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 7

8 Sökmen, U.2009, a.g.e., sf. 16

9 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 246

10 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 248

11 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 169

12 Sökmen, 2009, a.g.e., sf. 169

13 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 170

14 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 169-171

15 Sökmen, U. 2011, a.g.e., sf. 249

16 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 249

17 Sökmen, U. 2011, a.g.e., sf. 249

18 Sökmen, U. 2011, a.g.e., sf. 249

19 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 160

20 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 160

21 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 250

22 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 160

23 Sökmen, U. 2009, a.g.e., sf. 160

24 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 250

26 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 1

27 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 2

28 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 1

29 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 182

30 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 252

31 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 192

32 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 192

33 Sökmen, U. 2009, ag.e., sf. 232

34 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 62

35 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 62-63

36 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 64

37 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 65-66

38 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 625

39 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 619

40 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 622

41 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 623

42 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 624

43 Sökmen, U. 2010, ag.e., sf. 637

44 Sökmen, U. 2011, ag.e., sf. 256

 

KAYNAKÇA

• Sökmen, U. (2009), “Kamu İdaresinde Soruşturma Kovuşturma”, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Yayın No:2009/400, Ankara,

• Sökmen, U. (2010), “Açıklamalı-İçtihatlı-Örnekli Kamu Hizmetçilerinin Mal Beyanı”, Ankara,

• Sökmen, U. (2005),“3628 sayılı Kanuna Göre Soruşturma ve Suçlar”, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, El Kitabı:9, Ankara, Mayıs 2005,

• Sökmen, U. (2010), “Kamu İdaresinde Mahkumiyeti Olanların Devlet Memuru Olmaları ve Memuriyet Statüsünü Kaybetmeleri”, Maliye Dergisi, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Ocak-Haziran 2010, Sayı:158, Ankara,

• Sökmen, U. (2007), “Soruşturma ve Disiplin”, Kamu İdaresi İç Denetçileri Eğitim Programı basılmamış ders notları (Maliye Bakanlığı İç Denetim Koordinasyon Kurulunca düzenlenen İç Denetçiler Eğitim Programı; 1.Dönem, Aralık-2007…11.Dönem, Mayıs-2011),

• Sökmen, U. (2011), “Devlet Memuruna Hediye Rüşvet(mi)dir?”, Maliye Dergisi, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Temmuz-Aralık 2011, Sayı:161, Ankara,

Kaynak: Vergi Müfettişleri Derneği Vergi Raporu

Yazdır
PDF

Uğur SÖKMEN

Maliye Bakanlığı Daire Başkanı

Kamu işinin aksamadan yürütülmesi için alınmış en iyi tedbir

Kamu işi toplum düzeni içinde ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç gösteren özel bir alandır. Kendine özgü kurumları ve kuralları vardır. 

Genel toplum düzenini sağlayan ceza kuralları kamu işi düzenini korumaya yetmez. Kamu işinin en iyi biçimde aksatılmadan yürütülmesi gerekir. Kamu işinin aksamadan işlemesini sağlayacak ayrı kurallar gereklidir. 

Disiplin hukuku bu kuralları koyar, hizmet suçlarını ve cezalarını belirler.

Yönetim, yönetilenler hakkında yaptırım uygulama yetkisine sahiptir. Bu yetki, yasalarla belirlenen koşullarda kullanılır. Suç ve cezalar, Anayasa’ya uygun olarak yasayla konulabilir. 

Suçun tespiti ve ortaya çıkartılması için soruşturma yapılır. Kamu işini Devletin resmi görevlisi olarak yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışları, yetkileri ve sorumluluklarının sınırı kamu yararı ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırma dışına çıkan kamu görevlilerine uygulanan yaptırım disiplin cezalarıdır.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller ile bunlara uygulanacak cezalar Personel Kanununda gösterilmiştir. Disiplin cezaları durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre yönetim tarafından verilmektedir.

Devlete ait resmi bir kurumda çalışanların, yönetim düzenini bozucu davranışlarına karşı uygulanan yaptırımlar, disiplin cezalarıdır. 

Disiplin cezaları, Personel Kanununa göre, kamu işinin gereği gibi yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Disiplin cezası memurun görevli bulunduğu kurumun çalışma düzenini bozucu davranışlarda bulunanlara ve gelecek için uyarıcı etkilerde bulunmak amaç ve nedenleriyle verilmektedir. 

Bununla yasaklanmış bir davranışın cezalandırılması suretiyle, aynı tür davranışların yeniden yapılmasına engel olmak amaçlanmaktadır. 

Böylelikle, memura kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin yasakladığı veya uyulmasının istediği hususlardan hangisine aykırı davranışlarda bulunduğunu cezalandırma yoluyla hatırlatılmasıdır.

Kamu işini Devletin resmi görevlisi olarak yürüten kamu görevlilerinin, yasaklar, sorumluluklar ve ödevler bulunmaktadır.

-Kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu görevleri yapmamaları hali,

- Uymak zorunda olduğu kurallara uyulmaması hali.

- Yapılması yasaklanan eylemlerin yapılması halidir.

Personel Kanununda hangi eylemler için hangi cezaların uygulanacağı sayılmış ve hafiften başlamak üzere daha ağır olanına doğru; önleyici, cezai nitelikli ve yasaklayıcı şeklinde sıralanmıştır.
Uyarma ve kınama cezaları önleyici disiplin cezalarıdır.

Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları cezai nitelikte yani somut sonuçlu disiplin cezalarıdır. Her iki cezanın da maddi yönü bulunmakta ve aylığa etki etmektedir. Aylıktan kesme cezasında; memurun, brüt aylığından 1/30 -1/8 arasında kesinti yapılmaktadır. 

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında; memurun, bulunduğu kademede ilerlemesi 1–3 yıl durdurulmaktadır. Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademesinde bulunan memurların ise, brüt aylığından 1/4–1/2 arasında kesinti yapılmakta ve tekerrüründe görevlerine son verilmektedir.

Aylıktan kesme cezasının uygulanmasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren; aylık gösterge ve ek gösterge ile Kanunları uyarınca aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilen taban aylığı, kıdem aylığı, zam ve tazminatlar, varsa makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ve yabancı dil tazminatı ile ek ödeme gibi bütün unsurların dikkate alınması gerekir.

Devlet memurluğundan çıkarma yasaklayıcı disiplin cezasıdır. Memuriyet statüsüne etkisi bulunmaktadır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasında, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmaktadır.

Ayrıca, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının bazı görevlere atanamamaya etkisi bulunmaktadır. Üst yönetim görevlerine atanacakların bu göreve atanırken cezai nitelikli disiplin cezası almamış olması ve bu görevi yürütürken ise cezai nitelikli disiplin cezası almaması gerekmektedir. 

Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar.

Disiplin cezaları, kamu işlerinin özelliği ve yararı bakımından kamu görevlisinin kamu işini daha iyi görmesi, görevine ve işine bağlı olması amacıyla ve kamu görevlilerinin üst, ast zinciri içinde denetimini yürütmek ve böylece kamu işinin en iyi biçimde yürütülmesi için alınmış tedbirlerdir.

Esenkalın

turkhabertime.com sitesinden alınmıştır.

Yazdır
PDF

ugursokmen

Uğur SÖKMEN

Daire Başkanı, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü

 

DİSİPLİN CEZASI OLARAK MEMURUN BRÜT AYLIĞINDAN KESİNTİ YAPILMASI

 

ÖZET

Yönetim, yönetilenler hakkında yaptırım uygulama yetkisine sahiptir. Bu yetki, yasalarla belirlenen koşullarda kullanılır. Suç ve cezalar, Anayasa’ya uygun olarak yasayla konulabilir. Suçun tespiti ve ortaya çıkartılması için soruşturma yapılır. Kamu hizmetini yürüten memurların görev anlayışları, yetkileri ve sorumluluklarının sınırı kamu yararı ile sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırma dışına çıkan memurlara uygulanan yaptırım disiplin cezalarıdır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin (C) fıkrasına göre, aylıktan kesme cezasının uygulanmasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren bütün unsurların dikkate alınması gerekir.

Anahtar Kelimeler: Disiplin cezası, Aylık, Aylığın Unsurları, Aylıktan kesme cezası

1- GİRİŞ

Kamu hizmeti toplum düzeni içinde ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç gösteren özel bir alandır. Kendine özgü kurumları ve kuralları vardır. Genel toplum düzenini sağlayan ceza kuralları kamu hizmeti düzenini korumaya yetmez. Kamu hizmetinin aksamadan işlemesini sağlayacak ayrı kurallar gereklidir.

Disiplin hukuku bu kuralları koyar, hizmet suçlarını ve cezalarını belirler.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller ile bunlara uygulanacak cezalar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tek tek gösterilmiştir. Böylece disiplin suçları ve disiplin cezalarının hukuki dayanağı kanun olmakta, suçlar ve cezalar önceden belirtilmiş olmaktadır. Kanunda sayılan disiplin cezaları durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre yönetim tarafından verilmektedir.

Bu çalışmamızda, disiplin cezası olarak memurun brüt aylığından kesinti yapılması yani aylıktan kesme cezasının uygulanmasında aylığın hangi unsurlarının dikkate alınacağı; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4505 sayılı Temsil Tazminatı Verilmesi Hakkında Kanun, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre açıklamalar yapılmaya çalışılacak, mevcut yasal düzenleme incelenip değerlendirilecektir.

2- KAVRAMLAR

2.1- Memur

Devlet hizmetinde aylıkla çalışan resmi görevi olan kimse memurdur.1 Devlet memuru ise, genel idare esaslarına göre asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler Devlet memuru sayılmıştır (657 sayılı Kanun Md.4/A).

2.2- Aylık

Memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen paradır (657 sayılı Kanun Md.147/1-A).

2.3- Disiplin Suçu

Disiplin suçu, bir kamu hizmeti düzenini bozan eylemler demetidir.2

2.4- Disiplin Cezaları

Disiplin cezaları, kamu işlerinin özelliği ve yararı bakımından memurun kamu işini daha iyi görmesi, görevine ve işine bağlı olması amacıyla ve kamu görevlilerinin üst, ast zinciri içinde denetimini yürütmek ve böylece kamu işinin en iyi biçimde yürütülmesi için alınmış tedbirlerdir.3

3- DİSİPLİN SUÇ ve CEZALARI

Genel Kanun olması sebebiyle disiplin suç ve cezaları ayrıntılı olarak 657 sayılı Kanunun yedinci bölümünde düzenlenmiştir.

Bir kurumda çalışan memurların, yönetim düzenini bozucu fiil ve hallerine (davranışlarına) karşı uygulanan yaptırımlar, disiplin cezalarıdır.4

Disiplin cezaları, DMK’ya göre, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır.5

657 Sayılı Kanun, disiplin cezasını şöyle tanımlamıştır. Disiplin cezası, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir (Md.124/2).

Disiplin cezası memurun görevli bulunduğu kurumun çalışma düzenini bozucu davranışlarda bulunanlara ve gelecek için uyarıcı etkilerde bulunmak amaç ve nedenleriyle verilmektedir. Bununla yasaklanmış bir davranışın cezalandırılması suretiyle, aynı tür davranışların, yeniden yapılmasına engel olmak amaçlanmaktadır. Böylelikle, memura kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin yasakladığı

veya uyulmasının istediği hususlardan hangisine aykırı davranışlarda bulunduğunu cezalandırma yoluyla hatırlatılmasıdır.

Devlet memurlarının, kamu hizmetleri bakımından ne gibi yasaklar, sorumluluklar ve ödevler altında bulundukları 657 sayılı Kanunun başka maddelerinde düzenlenmiştir.6

Genel olarak disiplin suçu sayılan eylemleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

Bunlar;

Devlet memurlarının kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu görevleri yapmamaları hali,

Devlet memurlarının uymak zorunda olduğu kurallara uyulmaması hali.

Devlet memurunca yapılması yasaklanan eylemlerin yapılması halidir.

Anılan Kanunun 125 inci maddesinde hangi eylemler için hangi cezaların uygulanacağı sayılmış ve hafiften başlamak üzere daha ağır olanına doğru şöyle sıralanmıştır.

Buna göre;

a) Uyarma,

b) Kınama,

c) Aylıktan kesme,

d) Kademe ilerlemesinin durdurulması,

e) Devlet memurluğundan çıkarma,

olmak üzere 5 çeşit disiplin cezası öngörülmüştür .7

Disiplin cezaları niteliklerine göre; önleyici, cezai nitelikli ve yasaklayıcı olmak üzere üçe ayrılmaktadır.8

Uyarma ve kınama cezaları önleyici disiplin cezalarıdır.9

Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları cezai nitelikte yani somut sonuçlu disiplin cezalarıdır. Her iki cezanın da maddi yönü bulunmakta ve aylığa etki etmektedir. Aylıktan kesme cezasında; memurun, brüt aylığından 1/30 -1/8 arasında kesinti yapılmaktadır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında; memurun, bulunduğu kademede ilerlemesi 1–3 yıl durdurulmaktadır.

Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademesinde bulunan memurların ise, brüt aylığından 1/4–1/2 arasında kesinti yapılmakta ve tekerrüründe görevlerine son verilmektedir.10

Devlet memurluğundan çıkarma yasaklayıcı disiplin cezasıdır. Memuriyet statüsüne etkisi bulunmaktadır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasında, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmaktadır.11

Ayrıca, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarının bazı görevlere atanamamaya etkisi bulunmaktadır. Üst yönetim görevlerine atanacakların bu göreve atanırken cezai nitelikli disiplin cezası almamış olması ve bu görevi yürütürken ise cezai nitelikli disiplin cezası almaması gerekmektedir. Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici

kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar (Md.132/4).

4- AYLIKTAN KESME CEZASI

657 sayılı Kanununun 2670 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile değişik 125 inci maddesinin (C) fıkrasında, aylıktan kesme cezası, memurun brüt aylığından 1/30 -1/8 oranında kesinti yapılması olarak tanımlanmıştır.

Aylıktan kesme, memurun brüt aylığının otuzda biri ile sekizde biri arasında kesinti yapılmasıdır.

Aylıktan kesme cezası hem manevi yönü hem de maddi yönü olan bir ceza türüdür. Cezanın bastırıcı özelliği maddi yönüdür. Bu ceza ile cezalandırılanlar, aldığı ceza ile aylıklarında maddi kayıplara uğramaktadır.

Aylıktan kesme cezası da uyarma ve kınama cezaları gibi disiplin amirleri tarafından re’sen verilebilmektedir.

Disiplin amiri; Devlet memurunun uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezasından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışını öğrendiği tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramasını önlemek zorundadır (Disiplin Amirleri Yönt. Md.19).

Disiplin amirlerinin sorumluluklarının başında, disiplin soruşturmasını başlatmak ve yürütmek gelir.

Disiplin hukukunda savunma, isnada ilişkin açıklama niteliğinde olduğundan, böyle bir açıklama, ancak memur hakkındaki isnat belli olduktan sonra yapılabilir. Bu da soruşturmanın açılması ve yapılmasını gerektirir.12

Disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkartılması için soruşturma yapılır.13

Danıştay’ın: “…fiilin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde ilgili memur hakkında soruşturma açılması ve disiplin amirince bağımsız bir soruşturmacı atanarak ayrıntılı bir soruşturma yapılmasının sağlanması, bağımsız bir soruşturmacı atanmadan ve usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilemez…” şeklindeki istikrar kazanan kararları disiplin soruşturması yapılmadan disiplin cezası verilmesinin hukuka aykırı olacağı yönündedir .14

Buna göre, disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada; varsa iddia sahipleri ile olayın açıklığa kavuşması için gerekli tanık ve soruşturulanın ifadeleri alınarak yapılacak araştırma ve inceleme ile soruşturma sonucunda olayın değerlendirilmesi; adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması, olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut

delillerle ortaya konulması, isnat edilen suç konusu eylem, işlem, tutum ve davranışların tek tek bildirilerek savunmasının alınması ve bunlardan sonra yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.15

Disiplin cezası olarak aylıktan kesme cezası uygulanacak fiil ve hallerin:

a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca

belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri

korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,

g) (Mülga: 13/2/2011-6111/111 md.)

h) (Mülga: 13/2/2011-6111/111 md.)

ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

olduğu belirlenmiştir (Md.125/C)

Olayın oluş biçimine göre, yukarıda belirtilen fiil ve halleri işleyenlere aylıktan kesme cezası verilebilecektir.

Ayrıca, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademesinde bulunan memurların ise, brüt aylığından 1/4–1/2 arasında kesinti yapılmaktadır (Md.125/5).

5- AYLIĞIN UNSURLARI

Aylıktan kesme cezasının uygulanmasında aylığın hangi unsurları dikkate alınarak aylıktan ceza kesintisi yapılacaktır sorusunun cevabını verebilmek için aylık kavramına giren unsurlara tek tek değinmek gerekmektedir.

657 sayılı Kanunun 147’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (A) bendinde, aylığın; bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı ifade ettiği, 155 inci maddesinde, bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını göstereceği, 43 üncü maddesinde ise, bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylık ve

ek göstergelerine yer verilerek (A) bendinde, aylık göstergesinin; bütün sınıflar itibariyle her derece ve kademenin aylıklarının hesaplanmasına esas teşkil edecek Aylık Gösterge Tablosunun I Numaralı Cetvelde gösterildiği ve (B) bendinde de, bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanacağı belirtilmiştir.

Buna göre; aylığın hesaplanmasında, 657 sayılı Kanunun aylık gösterge tablolarında yer alan gösterge rakamları ile ek gösterge cetvellerinde hizmet sınıfı, kadro unvanı ve derecesine göre belirtilen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarın anlaşılması gerekmektedir.

Ayrıca, ilgili Kanun hükümlerine göre aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilen diğer mali unsurların da aylığa dahil edilmesi gerekmektedir.

Mezkur Kanunun 152’nci maddesinin I inci ve II’nci bölümünde zam ve tazminatların ödeneceği belirlenmiş, III-Ortak Hükümler bölümünün 562 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5’inci maddesi ile değişik üçüncü alt bendinde de, bu zam ve tazminatlara hak kazanmada ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı öngörülmüştür.

Söz konusu Kanunun Ek 26’ncı maddesinin (a) fıkrasında, bu Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödeneceği, makam tazminatı ödemelerinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiştir.

4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (a) fıkrasında, makam tazminatı öngörülen kadrolarda bulunanlardan Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenecek olanlara 30.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere temsil tazminatı ödeneceği, (b) fıkrasında da, bu tazminata hak kazanma ve ödemelerde makam tazminatına ilişkin hükümler uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesinin (A) fıkrasında, 1000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığına ve her bir hizmet yılı için 15 (20) gösterge rakamı karşılığı kıdem aylığına, bu aylıklara hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer personel kanunlarının aylıklarla ilgili hükümleri uygulanacağı, (C) fıkrasında temsil tazminatı almayan personele15.000 gösterge rakamını geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca tespit

edilecek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödeneceği, bu tazminata hak kazanmada ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı, aynı Kararnamenin 2’nci maddesinde de, (A) düzeyinde başarılı olanlara 1500, (B) düzeyinde başarılı olanlara 600, (C) düzeyinde başarılı olanlara 300 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının teklifi ve Başbakan onayı ile belirlenecek miktarlarda aylık yabancı dil tazminatı ödeneceği, yabancı dil tazminatına

hak kazanmada ve ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesiyle eklenen Ek 9’uncu madde, bu madde kapsamdaki kamu personeline ek ödeme yapılması maddesidir.16

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre yapılan genel ek ödeme ile mevzuatı uyarınca yapılmakta olan tüm kurumsal ek ödemeler, ikramiye ödemeleri ve fazla çalışma ücreti gibi çeşitli adlar altında yapılan ilave ödemeler kaldırılmış ve yerine tek bir ek ödeme getirilmiştir.

Kamu idarelerinde aynı hizmet sınıfında aynı veya benzer kadrolarda bulunan personel arasındaki ek ödemelerden kaynaklanan kurumlar arası ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

Bu maddeye göre, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme

tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.

Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.

Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.

Yukarıdaki Kanun ve kanun hükmünde kararname hükümlerine göre aylık kavramından; aylık gösterge, ek gösterge ile ilgili Kanunları uyarınca aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilen diğer mali unsurların anlaşılması gerektiği sonucuna ulaşabiliriz.

Yani, aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren bütün unsurların dikkate alınması gerekir. Buna göre, aylık kavramına giren unsurlar; aylık gösterge ve ek gösterge ile Kanunları uyarınca aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilen taban aylığı, kıdem aylığı, zam ve tazminatlar, varsa makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ve yabancı dil tazminatı ile ek ödeme olmaktadır.

6- ÜCRET ve TAZMİNAT

Kamu görevlilerinin bazı mali haklarına ilişkin düzenleme yapılması 6.4.2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu’nca 11.10.2011 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Kamu idarelerinde aynı hizmet sınıfında aynı veya benzer kadrolarda bulunan personel arasındaki ek ödemelerden kaynaklanan kurumlar arası ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılması ile yönetici ve kariyer meslek personeli için eşit işe eşit ücret sistemini hayata geçirmek için yeni bir ücret sistemi uygulamaya konulması amacıyla, 2 Kasım 2011 tarihli ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci

maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ek maddeler eklenmiştir.

Bu ek maddelerden biri de ücret ve tazminat verilmesine ilişkin hükümlere ait maddesidir.17

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesiyle eklenen Ek 10 uncu madde Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde yer alan kadrolarda bulunanlara ücret ve tazminat verilmesi maddesidir.

Kamu idarelerinde yönetici ve kariyer meslek personeli için eşit işe eşit ücret sistemini hayata geçirmek için yeni bir ücret sistemi uygulamaya konulması amaçlanmış ve yöneticiler ve kariyer meslek personeli için iki unsurdan oluşan tek bir ücret sistemi getirilmiştir.

Bu maddeye göre, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği, Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları (Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2’nci maddesi kapsamında bulunanlar hariç), sosyal güvenlik kurumları, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının;

a) Merkez teşkilatlarında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda yer alanlar hariç olmak üzere bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvelde yer alan unvanlı kadrolarda bulunanlardan,

b) Taşra teşkilatlarına ait kadrolarda bulunup, kadro unvanları ekli (II) sayılı Cetvelde yer alanlardan,

c) Merkez teşkilatlarında; Dışişleri Meslek Memuru ve Konsolosluk ve İhtisas Memurları, özel yarışma sınavı sonucunda mesleğe yardımcı veya stajyer olarak alınıp belirli süreli yetiştirme döneminden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda müfettiş, uzman, denetçi, kontrolör, aktüer ve stenograf unvanlı kadrolara (mevzuatı uyarınca söz konusu kadrolara atananlar dahil) atananlar ve bunların yardımcı ve stajyerleri ile iç denetçilerden ekli (III) sayılı Cetvelde yer alan unvanlı kadrolarda yer alanlardan aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre almakta olanlara anılan Cetvellerde kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak

tutarlarda ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ekli (II) ve (III) sayılı Cetvellerde atandıkları kadro dereceleri esas alınarak belirlenen ücret ve tazminatlar, 657 sayılı Kanunun 45 inci maddesine göre atananlar ile haklarında aynı Kanunun 67’nci maddesi uygulananlar için kazanılmış hak aylık dereceleri dikkate alınarak ödenir. Tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10’uncu maddesi kapsamına giren personele; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesinin (D) bendi, 2’nci, 28’inci ve ek 13’üncü maddeleri hariç olmak üzere diğer maddelerinde öngörülen her türlü ödemeler ile ek 9’uncu maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen mevzuat hükümlerine göre yapılan ödemeler, 657 sayılı Kanunda ödenmesi öngörülen aylık, ek gösterge, zam ve tazminatlar ve makam tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve temsil tazminatı ödenmez.

Ücret ve tazminatları ek 10’uncu maddeye göre ödenenlere aylık, ek gösterge, zam ve tazminatlar ve makam tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve temsil tazminatı ile ek ödeme yapılmaz.

Aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren unsurların dikkate alınması gerektiğinden, ekli II ve III sayılı cetvellerde belirlenenlere aylık olarak ücret ve tazminat ödemesi yapılması ve bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmesi dolayısıyla ücret ve tazminat ödemesi yapılanlar için aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında ücret ve tazminat ödemesi dikkate alınması gerekmektedir.

7- AYLIĞIN KESİLMESİ

657 sayılı Kanunun 125’inci maddesinin (C) fıkrasında açıkça “ memurun brüt aylığından” ibaresi yer aldığı için, aylıktan kesme cezası nedeniyle aylıktan yapılacak kesinti memurun brüt aylığından yapılmalıdır. Dolayısıyla memurun net aylığı üzerinden hesaplama yapmak kanuna aykırı düşecektir.

Aylıktan kesme cezasının alt sınırı otuzda bir, üst sınırı ise sekizde birdir. Otuzda birden az ve sekizde birden daha fazla aylıktan kesme cezasının verilmesi de keza kanuna aykırı olacaktır.

Kanunda tayin edilen otuzda bir oranı cezanın alt sınırı olup aynı zamanda asli cezadır. Aylıktan kesme cezasının verilmesi gereken durumlarda ilk tayin edilecek ceza otuzda bir oranı olmalıdır.

Olayın oluş biçimine göre, yani memurun işlediği fiil ve halin özelliğine göre, ceza oranı sekizde bire kadar artırılabilecektir.

Aylıktan kesme cezası, cezanın verildiği tarihi takip eden aybaşındaki aylıktan kesinti yapılmak suretiyle uygulanacağından memurun aybaşındaki aylığı esas alınacaktır.

657 sayılı Kanunun 125’inci maddesinin (C) fıkrasına göre aylıktan kesme cezası ile tecziye edilen memurun brüt aylığının otuzda biri ile sekizde biri arasında yapılacak olan kesintinin hesabında;

1. Aylık tutar

2. Ek gösterge

3. Taban aylığı

4. Kıdem aylığı

5. Zam ve Tazminatları

6. Makam Tazminatı

7. Temsil Tazminatı

8. Görev Tazminatı

9. Yabancı dil tazminatı

10. Ek Ödeme

Unsurlarının dikkate alınması gerekmektedir.

Ücret ve tazminat ödemesi yapılanların aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıkları nasıl kesilecektir?

Buraya kadar yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli II ve III sayılı cetvellerde belirlenenlere ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.

Ücret ve tazminatları 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10’uncu maddesine göre ödenenlere aylık, ek gösterge, zam ve tazminatlar ve makam tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve temsil tazminatı ile ek ödeme yapılmaz. Ekli II ve III sayılı cetvellerde belirlenenlere aylık olarak ücret ve tazminat ödemesi yapılması ve bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmesi dolayısıyla ücret ve tazminat ödemesi yapılanlar için aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında ücret ve tazminat ödemesi dikkate alınması gerekmektedir.

8- SONUÇ

Bu çalışmamızda, aylıktan kesme cezasının uygulanmasında aylığın hangi unsurlarının dikkate alınacağı hususunda açıklamalar yapılmaya çalışılmış, mevcut yasal düzenleme incelenip değerlendirilmiştir.

Aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren bütün unsurların dikkate alınması gerekir. Buna göre, aylık kavramına giren unsurlar; aylık gösterge ve ek gösterge ile Kanunları uyarınca aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilen taban aylığı, kıdem aylığı, zam ve tazminatlar, varsa makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ve yabancı dil tazminatı ile ek ödeme olmaktadır.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli II ve III sayılı cetvellerde belirlenenlere ücret ve tazminat verilir. Bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır.

Ücret ve tazminatları 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10’uncu maddesine göre ödenenlere; aylık, ek gösterge, zam ve tazminatlar ve makam tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve temsil tazminatı ile ek ödeme yapılmaz. Aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında aylık kavramına giren unsurların dikkate alınması gerektiğinden, ekli II ve III sayılı cetvellerde belirlenenlere aylık olarak ücret ve tazminat ödemesi yapılması ve bu ödemelere hak kazanılmasında ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmesi dolayısıyla ücret ve tazminat ödemesi yapılanlar için aylıktan kesme cezası uygulamasında aylıktan yapılacak kesintinin hesabında ücret ve tazminat ödemesi dikkate alınması gerekmektedir.

 

1 Sökmen, Uğur (2009), “Kamu İdaresinde Soruşturma Kovuşturma”, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı

Yayın No: 2009/400, Ankara, sf. 29

2 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 154

3 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 154

4 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 154

5 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 154

6 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 159

7 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 161

8 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 160

9 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 160

10 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 160

11 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 160

12 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 169

13 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 169

14 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 170

15 Sökmen, Uğur (2009), age, sf. 171

16 Sökmen, Uğur. (2012), “Kamu Görevlilerinin Bazı Mali Haklarına İlişkin Düzenlemenin Vekalet Görevine Etkisi”,

Yaklaşım Dergisi, E-Yaklaşım, Ocak 2012, Sayı: 229, Ankara. sf. 357

17 Sökmen, Uğur. (2012), “Kamu Görevlilerinin Bazı Mali Haklarına İlişkin Düzenlemenin Vekalet Görevine Etkisi”,

Yaklaşım Dergisi, E-Yaklaşım, Ocak 2012, Sayı: 229, Ankara. sf. 357

KAYNAKÇA

Danıştay internet sitesi, http://www.danistay.gov.tr

e.mevzuat / mevzuat bilgi sistemi, http://www.mevzuat.basbakanlik.gov.tr

Maliye Bakanlığı internet sitesi, http://www.maliye.gov.tr, http://www.bumko.gov.tr, http://www. pergen.gov.tr

Sökmen, Uğur. (2009), “Kamu İdaresinde Soruşturma Kovuşturma”, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Yayın No: 2009/400, Ankara,

Sökmen, Uğur. (2012), “Kamu Görevlilerinin Bazı Mali Haklarına İlişkin Düzenlemenin Vekalet Görevine Etkisi”, Yaklaşım Dergisi, E-Yaklaşım, Ocak 2012, Sayı: 229, Ankara.

Kaynak: Vergi Raporu Dergisi Haziran 2012 sayısı

Yazdır
PDF

ugursokmen

Uğur SÖKMEN

Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanı

 

MAZERET İZNİ YILLIK İZİNDEN DÜŞÜLÜR MÜ?

Memurları Kanununda, mazeret sebebiyle onar günlük devreler halinde en fazla iki kez bu haktan yararlanma hakkı Devlet memuruna tanımakta ve ikinci on günlük sürenin Devlet memurunun yıllık izninden düşülmesi gerektiğine ayrıca işaret edildiğinden, yıllık izin kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın Devlet memurlarına birinci on günlük mazeret izni verilebilir ve bu izin yıllık izinden düşülmez. İkinci kez on gün daha mazeret izni verilebilir ancak ikinci kez verilen mazeret izni yıllık izinden düşülür.

Anahtar Kelimeler: Yıllık izin, mazeret izni

1- GİRİŞ

Devlet memurları ile ilgili haklar başta Anayasamız olmak üzere Devlet Memurları Kanunu ve çeşitli kanunlarda yer almıştır. İzin memura bir hak olarak tanınmıştır. Devlet memurları da Devlet Memurları Kanununda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler. Devlet Memurları Kanunu'nun 102 ve 103’ncü maddelerinde yıllık izin ve yıllık izinlerin kullanılması, 104 üncü maddesinde ise mazeret izinleri düzenlenmiştir.

Bu çalışmamızda; ‘yıllık izin, yıllık izinlerin kullanılması, yıllık izinlerin devredilmesi, analık izni, babalık izni, doğum izni, evlenme izni, ölüm izni, süt izni ve diğer mazeret izinleri ile ilgili 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki hükümlere değinilecek ve mazeret izni yıllık izinden düşülür mü?’ sorusu cevaplanmaya çalışılacak, mevcut yasal düzenleme incelenip değerlendirilecektir.

2- YILLIK İZİN

Memurun çalıştığı sürece her yıl almaya hakkı olduğu izin yıllık izindir. Yıllık iznin veriliş ve kullanış şekli ile şartları Devlet Memurları Kanununda gösterilmiştir1

Çalışan insanların belirli bir süre dinlenmeleri anayasal bir haktır. Dinlenmek çalışanın hakkıdır (Anayasa Md.50). Bir yıl süreyle çalışan devlet memurlarının da belirli bir süre dinlenmeleri sağlık ve ekonomik yönlerden gereklidir. Bu nedenle kamu hizmeti gören devlet memurlarının yıllık izinlerinin veriliş ve kullanış şekli ile şartları Devlet Memurları Kanununda gösterilmiştir.2

Buna göre, Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti bir yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için otuz gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir (Md.102).

Hizmeti bir yıldan az olan Devlet memurlarının yıllık izin hakkı bulunmamaktadır. Ancak, birinci yılın doldurulduğu günü takip eden günden itibaren yirmi gün yıllık izin kullanımı mümkündür. Kamu İdarelerinde, bir yılını doldurmayan aday memurlara yıllık izin kullandırılmayacak, bir yıllık hizmetini dolduran aday memurlara ise yalnızca bir yılın doldurulduğu yılın izni olan yirmi gün izin verilebilecektir.3

Örneğin; 24.05.2011 tarihinde aday memur olarak göreve başlayan Vergi Müfettiş Yardımcısı, ancak bir yıllık süreyi dolduracağı 24.05.2012 tarihinde ve 2012 yılı iznine hak kazanacaktır.

Ayrıca, kamuda geçen hizmetler dikkate alınır, resmi kurumlardaki hizmeti bir yıldan az olan devlet memurlarının yıllık izin hakkı bulunmamaktadır. “hizmet” deyiminden, hangi statüde olursa olsun sadece resmi kurumlarında geçmiş hizmet süreleri toplamının anlaşılması gerekmektedir. Muvazzaf askerlikte ve yedek subaylıkta okul devresinde geçen süreler de aynı biçimde dikkate alınacaktır4.

Danıştay bir kararında özetle; özel sektörde sigorta primi ödemek suretiyle geçen sürenin memuriyette geçen sürelerden sayılması mümkün olmadığından, memuriyette geçen hizmet süresi 10 yılı aşmayan davacının yıllık izin süresinin 20 gün olarak tespit edilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir (Danıştay 5.Dairesinin 3.5.1984 tarih ve K: 84/2096 sayılı Kararı). Danıştay bir başka kararında ise; özel şahsa ait bir fabrikada işçi statüsünde geçen hizmet süresi ilgili memurun emekli intibakında değerlendirilmiş olsa bile, yıllık izin süresinin takibinde dikkate alınmayacağına karar vermiştir. (Danıştay 12.Dairesinin 5.11.1998 tarih ve E. 1995/4297, K. 1998/2646 sayılı Kararı) Sayıştay ise bir kararında özet olarak; sürekli görevle yurtdışında bulunan memurun, yurtiçinde kullandığı yıllık izin, mazeret izni ve sağlık izni sürelerinde de yurtdışı aylığının ödenmeye devam edileceğine karar vermiştir (Sayıştay Temyiz Kurulunun 2.2.2000 tarihli ve K:24674 sayılı Kararı).

Devlet memurlarının yirmi veya otuz günlük izne hak kazanma tarihi ile ilgili olarak, birinci yılın doldurulduğu günü takip eden günden itibaren yirmi gün yıllık izin kullanımı mümkündür. Öte yandan, onuncu yılın tamamlandığı günü takip eden günden itibaren otuz gün izne hak kazanılmakta olup, bu izne hak kazanmadan önce yıllık iznin tamamının veya bir kısmının kullanılmış olması bu hakkı ortadan kaldırmaz.5

Buna göre; 31.12 tarihinde göreve başlayan Devlet memurunun, birinci veya onuncu yılını tamamladığı 31.12 tarihinde 20 veya 30 gün izin hakkı bulunmaktadır. Devlet memuru bu iznini; 31.12 tarihinden başlayarak kullanabileceği gibi, takip eden yıla devretmek suretiyle de kullanabilecektir.6

Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer (Md.103)

Burada yer alan ve amire izinlerin kullanılma zamanını saptama konusunda tanınan yetkinin amacı; amirin memurunu gözetme yükümünün doğal bir sonucu olduğundandır.

Yıllık izinlerin kullanılma zamanı konusunda amirlere yetki tanınmıştır. Ayrıca yıllık izinlerin ait olduğu yıl içinde kullanılmasının asıl, o yıla ait kullanılmayan iznin ise istisnai bir durum olması nedeniyle, yıllık izinlerin kullanılmasında temel ilke; her kamu idaresinde mevcut personelin hizmeti aksatmayacak bir şekilde izin kullanmalarının sağlanması olmalıdır. Bu amaçla, kamu idarelerinde izin vermeye yetkili amirler, Devlet memuruna hizmetin aksamadan devamını sağlayacak şekilde ve önceden hazırladığı bir plan çerçevesinde izin kullandırmalıdır.7

Yıllık izinlerin tamamının veya bir kısmının ait olduğu yıl içinde kullanılamaması durumunda kullanılamayan yıllık izin, bir sonraki yılın izni ile birlikte toptan veya kısım kısım kullanılabilecektir.8

Devlet memurlarınca kullanılmayan izinlerin müteakip yılda kullanılabilmesi için memur tarafından dilekçe verilmesine veya İdare tarafından onay alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Kamu personelinin bir önceki yıldan devreden izni ile cari yıl izni toplamının kısmen veya tamamen kullanılamaması halinde, sadece cari yıl iznine tekabül eden kısmının bir sonraki yılda kullanması mümkün bulunmaktadır. Bu şekilde yıl içinde kullanılan izinler öncelikle bir önceki yıldan devreden izin sürelerinden mahsup edilecektir.

Örneğin; 10 yıldan az hizmeti olan bir Vergi Müfettişi, 2011 yılı içinde hiç izin kullanmamış ise, kullanmadığı 20 gün süreli iznini 2012 yılı sonuna kadar kullanabilecektir.

Örneğin; 10 yıldan fazla hizmeti olan bir Vergi Müfettişi, 2011 yılında kullanamadığı 15 gün, 2012 yılına ilişkin 30 gün olmak üzere toplam 45 gün olan 2011-2012 yılları izninin 20 gününü kullanmış ancak 25 gününü kullanamamış ise kullanamadığı izin 2012 yılına ait olduğundan kalan 25 günlük izni, 2013 yılı içinde kullanabilecektir.

Örneğin; hizmeti 10 yıldan az olan bir Vergi Müfettişi 35 gün olan 2011-2012 yılları izninin 10 gününü 2012 yılında kullanıp, 25 gününü kullanamaması halinde, 2012 yılına ait izin süresi 20 gün, 2011 yılına ait izin süresi ise 5 gün olduğundan 2011 yılına ait 5 günlük izin 2013 yılına devretmeyecek, 2013 yılına sadece 2012 yılına ait 20 günlük izin devredecek ve ilgili 2013 yılında toplam 40 gün izin kullanabilecektir.

Bir önceki yıldan devreden izin süresinin mutlaka devrettiği yıl içinde kullanılması gerekmektedir. Bu şekilde devreden ve kullanılmayan izin süresi müteakip yılda kullanılamayacaktır.9

Örneğin; 10 yıldan fazla hizmeti olan bir Vergi Müfettişi, 2011 yılından devreden 20 günlük iznini devrettiği 2012 yılına ait yıllık izni ile birlikte (toplam 50 gün) 20.12.2012 tarihinden itibaren kullanmak istemesi halinde 2012 yılı içinde 2011 yılına ait sadece 12 gün (20.12.2012 – 31.12.2012) izin kullanabileceğinden ve 2011 yılı izninin hiç bir şekilde 2013 yılına devretmemesi gerektiğinden, ilgiliye en fazla 42 gün izin verilebilecektir. 2011 yılına ait kullanılamayan 8 günlük izin hakkı düşmüş olacaktır.

3- MAZERET İZNİ

Kamu İdarelerinde 657 sayılı Kanuna tabi memurlara, zorunlu nedenlere ve kabul edilebilir özürlerine dayanılarak yıllık izinlerine ek olarak verilen, bazı hallerde amirin takdirine bazı hallerde ise amirin takdirine bırakılmayan izin türüne mazeret izni denilmektedir.10

Mazeret izinleri, mazeret izinlerinin veriliş, kullanış şekil şartları ile süresi Devlet Memurları Kanununda gösterilmiştir. Buna göre; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 6111 sayılı Kanunla değişik 104 ncü maddesinin (A), (B) ve (D) fıkralarında verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri,(C) fıkrasında ise amirin uygun bulması halinde verilen mazeret izni düzenlenmiştir.11

Kamuoyunda “Torba Kanun” olarak adlandırılan 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı “bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun” 25.02.2011 tarihli ve 27857 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Torba kanunla vergi ve prim alacakların yeniden yapılandırılması yanında, kamu personelini ilgilendiren 657 sayılı Kanunda, 375 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılarak, kamu personelinin sosyal ve mali haklarında iyileştirmeler de yapılmıştır. Torba Kanunla memurlara yönelik sosyal içerikli iyileştirmelerden biride mazeret izin sürelerinin artırılmış ve kapsamı genişletilmiştir.

3.1- Devlet Memurlarına Verilmesi Kanunen Zorunlu Olan Mazeret İzinleri

Aşağıda sayılan mazeret izinlerinde önemli olan husus, amire takdir hakkı tanınmamasıdır. Yani doğum, evlenme ve ölüm halinin vuku bulması durumunda Devlet memuru mazeret izni talep ederse verilmesi gerekir (Sökmen, 1996:116).

Ayrıca, verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri bu olayların vukuundan itibaren Devlet memurlarınca kullanılması gerekir. Yani olayın vuku Devlet memurunun bu izni hak kazanmasını sağlar. Doğum, evlenme ve ölüm izinlerinin her biri ayrı ayrı mazeretler olması dolayısıyla Devlet memurlarına verilecek mazeret izini de doğum, evlenme ve ölüm için ayrı ayrı olacaktır.12

3.1.1- Analık İzni

Doğum Öncesi: 8 (3) hafta

Doğum Sonrası: 8 (+5) (+ erdoğum) hafta

Çoğul gebelikte, doğum öncesi analık izni 10 haftadır.

Kamu İdarelerinde, 657 sayılı Kanuna tabi kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir.

Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir (Md.104/A).

3.1.2- Babalık İzni

Eşi doğum yapan; 10 gün

Doğumda/doğumdan sonra eşin ölmesi; anne için öngörülen süre kadar

Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir (Md.104/A).

Kamu İdarelerinde 657 sayılı Kanuna tabi memurlara, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni verilir (Md.104/B).

3.1.3- Evlenme İzni

Kendisi için; 7 gün

Çocuğu için; 7 gün

Devletlerde 657 sayılı Kanuna tabi memurlara, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi hâlinde isteği üzerine yedi gün izin verilir (Md.104/B).

3.1.4- Ölüm İzni

Eş, çocuk, ana, baba, kardeş; 7 gün

Eşinin ana, baba, kardeş; 7 gün

Kamu idarelerinde 657 sayılı Kanuna tabi memurlara, eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verilir (Md.104/B).

3.1.5- Süt İzni

İlk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat Kadın memurun tercihi esastır.

Kamu idarelerinde 657 sayılı Kanuna tabi kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır (Md.104/D).

3.2- Amirin Uygun Bulması Halinde Verilen Mazeret İzni

10 ( +10 ) gün

Devlet Memurları Kanunu, verilmesi kanunen zorunlu olan mazeretleri dışında genel bir düzenlemeye giderek diğer mazeretlerinde olabileceğini kabul etmiş ve memurların özürleri sebebiyle bir yılda on güne kadar özür izni verilebileceğini ve bunların kimler tarafından verilebileceğini düzenlemiştir.13

Verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle Devlet memurlarına on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür (Md.104/C).

Kanun hükmünün incelenmesinde;

• Devlet memurunun, yılda toplamı on günü aşmayan özür izni talebinde bulunabileceği,

• Devlet memurunun özür iznini kullanılmasına birim amirinin muvafakat etmesinin gerekeceği,

• Merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçelerde ise kaymakam tarafından iznin kullanılmasının

uygun görüleceği sonucu çıkmaktadır.

Mazeret sebebiyle onar günlük devreler halinde en fazla iki kez bu haktan yararlanma hakkı Devlet memuruna tanımakta ve ikinci on günlük sürenin Devlet memurunun yıllık izninden düşülmesi gerektiğine ayrıca işaret edilmektedir.14

Verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri dışında, İdari birim amirinin uygun bulması halinde verilen mazeret iznini, özür izni olarak tanımlayabiliriz. Geçerli mazeretlerin olması halinde verilen izin özür iznidir.15

Verilmesi kanunen zorunlu olan mazeretleri dışındaki özürler sebebiyle merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam İdari birim amirinin muvafakati ile Devlet memuruna bir yıl içinde on gün özür izni verilebilir. Zorunlu durumlarda ikinci kez on gün daha özür izni verilmesi mümkündür.

Ancak, bu takdirde, ikinci kez verilen on günlük özür izni Devlet memurunun yıllık izninden düşülür. Verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri dışındaki bu izin türünde, her şeyden önce yetkili amirlerin Devlet memurunun özrünü kabule değer görmesi gereklidir. Yetkili amirlerin Devlet memurunun özrünü kabule değer görmez ise özür izni verilmesi söz konusu değildir.16

Doğum, evlenme ve ölüm izinleri Devlet memurları için verilmesi kanunen zorunlu olan mazeret izinleri olmasına karşın özür izninde durum aynı değildir yani bu izin idarelerde yetkili amirin uygun bulması halinde verilebilir.17

Özür izni, bir yıl içinde toptan veya parça parça olarak on gündür.

Danıştay bir kararında özetle; Eşin hastalığının diğer eş için, mazeret izni verilmesini gerektirecek nitelikte kabul edilebilir bir mazeret olduğu tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır. Ancak böyle bir durumda 657 sayılı Yasanın 104. maddesi 10`ar günlük devreler halinde en fazla iki kez bu olanaktan yararlanma hakkını ilgili kamu görevlisine tanımakta ve ikinci on günlük sürenin yıllık izinden düşülmesi gerektiğine ayrıca işaret etmektedir. Belirtilen duruma göre, eşin rahatsızlığının öngörülen süreleri aşması ve tedavisinin kamu görevlisinin eşliğine ( refakatine ) ihtiyaç göstermesi halinde konunun sözü geçen Yasanın 108. maddesinin değişik 1. fıkrası kapsamında ele alınması ve refakatin mazeret izninden sayılması gereken ilk on günü aşan kısmının yıllık izinden düşülmesi, refakat süresinin ikinci mazeret izni ve yıllık izin sürelerinden fazlaya ait kısmı içinse ilgiliye, istekte bulunması koşuluna bağlı olarak her defasında altı ayı geçmemek üzere, aylıksız izin verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hukuksal duruma göre, davacının eşine refakat nedeniyle kullanmaya zorunlu kaldığı 35 günlük iznin Yasanın 104. maddesi gözardı edilerek tümünün adı geçenin yıllık izninden düşülmesinde yasaya uyarlık bulunmadığı gibi bu sürenin hiçbir şekilde yıllık izinden düşülemeyeceği gerekçesiyle anılan işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında da 657 sayılı Yasaya uyarlık görülmemiştir. (Danıştay 5. Dairesinin 29.10.1992 tarih ve E:1989/2377/, K;1992/2688 sayılı Kararı).

Danıştay bir başka kararında ise özetle; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 09.07.2005 gün ve 25870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18 Seri No.lu Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliğinin 15. maddesinin iptali istenilmektedir. Olayda, yıllık izin, şua izni ve döner sermaye faaliyetleri ile ilgili olarak yapılan geçici görevlendirmelerde döner sermaye katkı payı ödeneceği, kişilerin hastanede tedavi gördükleri ve raporlu oldukları süreler ile mazeret izni, doğum öncesi ve sonrası kullanılan izin sürelerinde, evlilik izni ve doğum izni v.b. izinlerinde döner sermaye gelirinden pay alamayacakları sonucuna ulaşılmaktadır. Oysa; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mazeret izinlerini düzenleyen 104. maddesinde ve hastalık izinlerini düzenleyen 105. maddesinde getirilen izinler ve hastalıklar sırasında çalışanların özlük haklarına dokunulamayacağı yolundaki emredici hüküm karşısında, Genelge ile Yasayla yapılan düzenlemeden farklı bir düzenlemeye gidilmesinde normlar hiyerarşisine uyarlık bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, Sosyal Devlet ve Hukuk Devleti ilkelerine ve 657 sayılı Kanunun genel mantığına aykırı bir düzenlemeyle döner sermaye gelirinden pay alacak personeli kısıtlama yoluna giden dava konusu Tebliğ hükmünde hukuka uygunluk görülmemektedir (Danıştay 8. Dairesinin 27.3.2007tarih ve E. 2005/5657, K. 2007/1700 sayılı Kararı).

4- MAZERET İZNİNİN YILLIK İZİNDEN DÜŞÜLME(ME)Sİ

Yıllık izinlerinin tamamını kullanmamış, yani yıllık izni var iken Devlet memurlarına mazeret izni verilebilir mi?

Buraya kadar yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, yıllık izin ile ilgili düzenleme Devlet Memurları Kanununun 102’nci maddesinde, mazeret izni ile ilgili düzenleme ise aynı Kanunun 104 ncü maddesinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Mazeret izinleri de; analık izni, babalık izni, doğum izni, evlenme izni, ölüm izni, süt izni ve diğer mazeretler için izin olmak üzere, her bir mazerete göre iznin süresi ve verilme biçimi ayrı ayrı belirlenmiştir.

Kanunda, diğer mazeretler için 102’nci madde dışında denilmemiş, 104 üncü maddenin (A) ve (B) fıkrasının dışında denilmekle yetinilmiştir.

Mazeret izni ile yıllık izin bağlantısı sadece ikinci kez verilen mazeret izninde bulunmaktadır. Şöyleki, 104 üncü maddenin (C) fıkrasının son cümlesinde “Zaruret hâlinde, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür.” şeklinde yer alan hükme göre ikinci kez verilen izin yıllık izinden düşülür. Bu hüküm takdire yer veren değil, amir bir hüküm niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, ikinci kez verilen on günlük mazeret izni yıllık izinden düşülecektir. Yıllık izinden düşüleceği belirtilmeyen, yani yıllık izinlerinin bir kısmını veya tamamını kullanmamış Devlet memurlarına 104 üncü maddenin (C) fıkrasına göre ilk kez verilecek on günlük mazeret izninin yıllık izinden düşülmemesi gerekir.

5- SONUÇ

Devlet Memurları Kanunu, verilmesi kanunen zorunlu olan mazeretleri dışında genel bir düzenlemeye giderek diğer mazeretlerinde olabileceğini kabul etmiş ve memurların özürleri sebebiyle bir yılda on güne kadar özür izni verilebileceğini ve bunların nasıl ve kimler tarafından verilebileceğini düzenlemiştir.

Yukarıda belirtilen hükümlerin ve yapılan açıklamaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın Devlet memurlarına, 657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin (C) fıkrasına göre mazeretleri sebebiyle yıllık izninden düşülmeden on gün mazeret izni verilmesi mümkün bulunmaktadır. İkinci kez 10 günlük mazeret izni de verilebilecektir. Ancak, ikinci kez verilen on günlük mazeret izni yıllık izinden düşülecektir.

Özet olarak, yıllık izin kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın Devlet memurlarına birinci on günlük mazeret izni verilebilir ve bu izin yıllık izinden düşülmez. İkinci kez on gün daha mazeret izni verilebilir ancak ikinci kez verilen mazeret izni yıllık izinden düşülür.

İzin bir hak olduğuna göre, verilmesi kanunen zorunlu olan mazeretleri dışında bir mazeret nedeniyle izin talep eden memurun yıllık izin kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın ve yıllık izninden düşülmeksizin mazeret iznini de yıllık izni vermeye yetkili amirlerin verilebilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

 

1 SÖKMEN Uğur, (1996), “İZİNLER” Kamu Personelinin İzinleri, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, sf:105

2 SÖKMEN Uğur, a.g.e. sf:105

3 SÖKMEN Uğur, (2012), “Belediye Memurları Yıllık İzin Bitmeden Mazeret İzni Kullanabilir mi?”, Türkiye Belediyeler Birliği, İller ve Belediyeler Dergisi, sf:40

4 62 seri No.lu DMK Genel Tebliği

5 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:107

6 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:107

7 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:107

8 140 s.No.lu DMK Genel Tebliği

9 SÖKMEN Uğur, 2012, a.g.e. Sf:44

10 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:116

11 SÖKMEN Uğur, 2012, a.g.e. sf:44

12 SÖKMEN Uğur, 2012, a.g.e. sf:44

13 SÖKMEN Uğur, 2012, a.g.e. sf:44

14 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:120

15 SÖKMEN Uğur, 2012, a.g.e. sf:45

16 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:120

17 SÖKMEN Uğur, 1996, a.g.e. sf:120

 KAYNAKÇA

• 62 Seri No’lu DMK Genel Tebliği

• 140 Seri No’lu DMK Genel Tebliği

• Danıştay internet sitesi, http://www.danistay.gov.tr

• e.mevzuat / mevzuat bilgi sistemi, http://www.mevzuat.basbakanlik.gov.tr

• Maliye Bakanlığı internet sitesi, http://www.maliye.gov.tr, http://www.bumko.gov.tr, http://www.

pergen.gov.tr

• SÖKMEN, Uğur (1996), “İZİNLER” Kamu Personelinin İzinleri, Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Yayın No: 1996/1, Ankara.

• SÖKMEN, Uğur (2009), “Kamu İdaresinde Soruşturma Kovuşturma”, Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Yayın No: 2009/400, Ankara.

• SÖKMEN, Uğur (2012), “Belediye Memurları Yıllık İzin Bitmeden Mazeret İzni Kullanabilirmi?”, Türkiye Belediyeler Birliği, İller ve Belediyeler Dergisi, Ocak 2012, Sayı: 765, Ankara.

 

Kaynak: Vergi Raporu Dergisi, Mayıs Sayısı

Yazdır
PDF
Hüseyin BOZKURT - YMM
HB

 

Eski TTK’na göre anonim şirketlerde yönetim kurulunun faaliyetlerini denetlemek üzere şirket ortaklarından ya da şirket muhasebesinden biri denetçi olarak seçilmekte ve herhangi bir denetim yapmayıp, genel kurullar öncesi, usulen yazılan bir denetim raporu ile yasal zorunluluk yerine getirilmekteydi. Esasen şirketlerin tamamına yakını aile şirketi olması nedeniyle de, bu konuda ortaklar arasında da denetim ihtiyacı hissedilmemekteydi. Hal böyle olunca, anonim şirketlerde de bir denetim müessesesi gelişmemiştir.

Ancak, globalleşen dünya ticaretinde, büyüyen Türk şirketleri de dünya firmaları ile çalışmak, onlarla veya yabancı ortaklarla şirket evlilikleri ve ortaklık yapmak, yabancı finans kuruluşlarından kredi ve finansman sağlama zorunlulukları doğmuş ve bu ihtiyaca paralel yeni TTK da gerekli değişiklikler yapılmıştır. Esasen büyüyen aile şirketlerinde aile bireyleri arasında da denetimin gerekliliği ihtiyaç haline gelmiştir. İşte bu ihtiyaçlar nedeniyle büyük önem arz eden şirket denetimi hususu yasa ile 397 inci maddede yeniden düzenlenmiştir.

Maddedeki en önemli değişiklik denetçilik şirketin ortakları ya da çalışanları arasından seçilen bir kurul olmaktan çıkarılmış olup, dışarıdan bağımsız, mesleki yeterliliğe haiz kişilere ya da onların kurduğu kuruluşlara bırakılmıştır. Bir diğer değişiklik ise denetim daha işlevsel hale getirilerek dünya ile entegre çalışan bir sistem kabul edilmiş ve uluslararası muhasebe ve denetim standartlarına uyumun sağlanılması istenilmiştir. Düzenleme ile şirketlerin mevcut yapılarını ve durumlarını herkesin daha iyi ve açıkça görmesi amaçlanmıştır.

Yeni TTK nun 399 uncu maddesine göre; denetçi ya da denetçiler genel kurulca seçilir. Bağımsız denetçi, SMMM ve YMM ünvanlarına haiz kişiler arasından seçilecektir. Bu kişiler şirketin muhasebesini yürüten kişiler arasından seçilemeyecek. Şirket ortağı ya da şirketle iş ilişkisi olan kişilerden de seçilemeyecektir.

 

Denetçiler, uluslar arası denetim standartlarıyla uyumlu, Türkiye Denetim Standartlarına göre şirketi denetlerler. Özellikle yönetim kurulunun faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığını ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığını denetlerler. Denetçinin onayından geçmemiş finansal tablolar (Bilanço,gelir tablosu ve diğerleri) ile yönetim kurulu faaliyet raporu hiç düzenlenmemiş sayılacaktır. Eğer bunları denetçi onaylamamış ise yönetim kurulu ibra edilemeyecektir. Şayet denetim kurulu raporu verildikten sonra mali tablolar ve yönetim kurulu faaliyet raporu değişmiş ise bu değişiklikte denetçinin onayından geçmesi gerekir.

Denetim işlemi, faaliyet raporu ve mali tabloların yanında envanter ve muhasebe standartlarının öngördüğü iç denetimi de kapsar. Denetim, kanun ve şirket ana sözleşmesinin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulduğunun tespitini de kapsar. Kısacası denetimde şirketin mal varlığı ile finans durumunun gerçekçi bir şekilde tespiti için gerekli mesleki özen, titizlik ve etik kurallara göre gerçekleştirilmelidir. Atanan denetçi ya da denetçileri yönetim kurulu hemen Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan etmek zorundadır. Bu ilan tarihinden 3 hafta içinde denetçiye itiraz edilebilir. Ticaret mahkemesine yapılacak itiraz (dava) için ortakların genel kuruldan geriye doğru en az üç aydır ortak olmaları ve genel kurulda karşı oy verdiğini tutanağa geçirtmiş olması gerekmektedir. Denetçi ile şirket yönetim kurulu arasında farklı görüşler olması ve anlaşamamaları durumunda mali tablolar ve faaliyet raporu hakkında mahkemece karar verilir.

Yasanın yeni denetçilik uygulaması 01.01.2013 tarihinde başlayacak olup, ilk atamalar 30.04.2013 tarihine kadar yapılmalıdır. Faaliyet döneminin dördüncü ayı (genellikle Nisan ayı) sonuna kadar denetçi seçilmemiş ise yönetim kurulunun müracaatı ile Ticaret Mahkemesince atanır. Başka sebeplerle de denetçinin ayrılması vb hallerde de, denetçi mahkeme tarafından atanır.

 

Anonim şirketlerde esas olan denetçilik budur. Bunun dışında “işlem denetçisi” ve “ özel denetçi” adıyla iki denetçilik sistemi daha vardır.

İşlem denetçisi şirketin kuruluşu, sermaye azatlımı ve arttırılması, bölünme, devir, birleşme ve nevi değiştirme gibi işlemleri ile menkul kıymet ihracı ve diğer bir şirket işlem ve kararını denetleyen kişidir. Genel olarak genel kurulca seçilmekle birlikte genel kurulca verilen yetkiye dayanarak yönetim kurulu ve mahkemece de atanabilmektedir. Görevleri, atandıkları işin süreci ile sınırlı olan ve devamlı çalışmayan denetçilerdir. Yine SMMM ve YMM ler arasından seçilirler. İşlem denetçiliği uygulaması 01.07.2012 tarihinde başlayacaktır.

Özel denetçi eğer şirket denetçileri bağlı şirketin, hâkim şirketle veya diğer bağlı bir şirketle ilişkilerinde hile olduğu yönünde görüş bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun açığa çıkması için, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilecektir.

Özel denetçi diğer denetçilerden farklı olarak sadece mahkemece atanır. Şirketler arası hilelerin varlığı halinde konu ile her tür belge ve varlığı inceleyerek ve sır saklayarak, mahkemeye rapor verecektir. Özel denetçilik ise yasal olarak diğer denetçilere bağlı olarak 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olacaktır.

Yasada her ne kadar denetçilik A.Ş. ler için düzenlenmiş ise de bazı maddelerde özellikle işlem denetçisinin konusuna giren bazı işlemlerde limited şirketler için de atıfta bulunulduğu dikkate alındığında bazı işlemlerin limited şirketlerde de denetçilere denetlettirileceği anlaşılmaktadır. Bu konularla ilgili uygulama tebliğ ve yönetmelikleri ile durum açıklığa kavuşacaktır.

Görüldüğü üzere; yeni TTK ile şirketlerin özellikle A.Ş. lerin faaliyet ve mali işlemlerine ilişkin tabloları konuya hakim meslek mensuplarınca denetlenecektir. Ayrıca şirketin kuruluş, devir, birleşme, bölünme, sermaye değişikliği vb. işlemlerinde yine sadece konu ile ğraş verecek bir işlem denetçisi atanacaktır. Denetçilerin onayı alınmayan ve onlar tarafından kabul edilmeyen işlem ve tablolar geçerli olmayacaktır. Şirketlerin, kendi iç yönetim yapılarını ve işlemlerini yasalara uygun ve denetlenebilir bir safhaya getirmeleri için 2012 yılı bir fırsattır. Aksi takdirde, 2013 yılında sıkıntı yaşayabilirler.

Cumhuriyet devrinde Maliyemiz, üstünde çok çalışılmış bir konudur. Yüzyılların aksaklıklarının giderilmesi ve zamanın getirdiği esasların yerleştirilmesi, büyük emeklerle olmuştur ve daha çok emeklere ihtiyaç vardır.  Maliye Okulu gençlerinin, Maliyemizi ehliyetle işletip ilerleteceklerine inanıyorum. 06 Şubat 1947 İsmet İNÖNÜ